İnsan Neyi Aradığını Unutarak Yaşar

İnsan, çoğu zaman bir şeyi aramak için yola çıkar. Ama yol uzadıkça, neyi aradığını hatırlamak zorlaşır.

Başlangıçta her şey nettir. Bir eksiklik vardır. Adı konmamış ama hissedilen bir boşluk… Belki bir huzur, belki bir anlam, belki de sadece “tamamlanma” isteği. İnsan o eksikliğe doğru yürür. Sanki bir gün bir yerde ona ulaşacakmış gibi.

Ama zaman geçer.

Zaman, insanın sadece yaşını değil, niyetini de değiştirir.

Bir süre sonra arayış bir alışkanlığa dönüşür. Artık neden yürüdüğünü sormaz insan kendine. Sadece yürür.

Bir noktadan sonra yol, hedefin önüne geçer. Ve en tuhafı da şudur: İnsan yürümeye o kadar alışır ki, durmayı unutur.

Durmak…
Bazen en büyük cesaret budur.

Çünkü durduğunda, bir soru gelir:
“Ben ne arıyordum?”

Ve o soru, insanın içine en ağır sessizliği bırakır.

Cevap yoktur çoğu zaman.
Sadece bir his: “Bir şey eksik.”

Ama o eksik şey artık isimli değildir. Bir zamanlar çok net olan o arayış, sisin içine karışmıştır.

İnsan böylece, neyi aradığını unutarak yaşamaya başlar. Ama aramayı bırakmaz. İşte trajedi tam da burada başlar.

Çünkü insan bazen aradığı şeyi bulmaktan değil, onu hatırlamaktan korkar.

Hatırlarsa, durmak zorunda kalacaktır. Durursa, kendisiyle karşılaşacaktır.

Ve insan, en çok kendisiyle karşılaşmaktan kaçar.

Belki de bu yüzden şehirler bu kadar kalabalık, bu yüzden insanlar bu kadar yorgundur.

Herkes bir şey arar gibi yapar. Ama kimse ne aradığını tam söyleyemez.

Belki de mesele bulmak değildir. Belki de mesele, hatırlamaktır.

Çünkü insan, bazen kaybolarak yaşar. Ama asıl kayboluş, ne zaman kaybolduğunu bile unutmasıdır.

By admin

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir