Kendine Dönmek Mümkün mü?
İnsan bazen kaybolmaz. Sadece kendinden uzaklaşır.
Fark etmeden olur bu. Biraz başkaları için yaşarken, biraz beklentilere yetişmeye çalışırken…
Bir bakarsın, yaşadığın hayatın içinde sen yoksun.
Kendine dönmek… büyük bir karar gibi görünür.
Oysa çoğu zaman küçük bir fark edişle başlar.
Bir gün, yaptığın bir şeyin sana ait olmadığını hissedersin.
Bir cümlenin ağzından çıkarken yabancı geldiğini fark edersin.
Ve o an, içinden sessiz bir soru geçer:
“Ben ne zaman bu oldum?”
İnsan kendinden bir anda uzaklaşmaz. Küçük vazgeçişlerle olur bu.
Söylemek isteyip sustuğu her an, Gitmek isteyip kaldığı her yer, İstemediği halde “tamam” dediği her durum…
Hepsi küçük birer kopuştur.
Ve zamanla insan, kendi hayatının içinde misafir gibi hissetmeye başlar.
Peki geri dönmek mümkün mü?
Belki de mesele geri dönmek değil. Çünkü insan aslında hiç gitmez. Sadece üstü örtülür.
Kendine dönmek, yeniden biri olmak değildir. Zaten olanı hatırlamaktır.
Ama bu kolay değildir.
Çünkü insan kendine dönerken, ilk önce kaçtığı şeylerle karşılaşır.
Yarım kalmış duygularla… ertelenmiş kararlarla… görmezden gelinen gerçeklerle… Bu yüzden çoğu insan dönmez.
Ama dönenler vardır.
Yavaş yavaş başlarlar.
Bir gün, istemediği bir şeye “hayır” diyerek… Bir gün, sadece içinden geldiği gibi davranarak…
Bir gün, kimse anlamasa bile kendini dinleyerek…
Büyük değişimler olmaz hemen.
Ama bir şey değişir:
İnsan ilk defa kendine doğru yürümeye başlar.
Ve zamanla şunu fark eder:
Huzur, her şeyin yolunda olması değildir. Kendine rağmen yaşamamaktır.
İnsan kendine döndüğünde, hayatı mükemmel olmaz.
Ama daha gerçek olur.
Ve belki de asıl mesele şudur:
Başka biri olmaya çalışmayı bıraktığın gün, ilk defa gerçekten kendin olursun.
En son ne zaman gerçekten “kendin gibi” davrandın?

