
Bazı kitaplar sadece okunmak için değil, hissedilmek ve saklanmak için yazılır. Kelimelerin sessiz birer duaya dönüştüğü, kırgınlıkların cesaretle harmanlandığı o derin vadilerden birine davet ediyoruz sizi bugün.
Yazma yolculuğunu “suskunlukların ve vazgeçmeyişlerin yansıması” olarak tanımlayan, kalemiyle hem kendi içine hem de okurlarının kalbine dokunan kıymetli yazar arkadaşımız Duygu Drk ile, raflarda yerini alan yeni eseri “Umudun Gölgesinde” üzerine samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
Umut, her zaman göz kamaştıran bir ışık mıdır, yoksa en karanlık anımızda yanımızda duran sessiz bir gölge mi? İnsan kalemini mi taşımakta daha çok zorlanır yoksa cesaretini mi?
Bu soruların ve çok daha fazlasının cevabını bulacağınız, yazma tutkusundan ilk kitap heyecanına kadar her satırı ilham dolu bu röportajla sizi baş başa bırakıyoruz.
1. Başlangıç ve Yazma Serüveni
Soru: İlk heyecan; “Umudun Gölgesinde” artık raflarda. Dosyanın tamamlandığı an ile kitabın elinize ilk ulaştığı an arasındaki o duygusal köprüyü nasıl tarif edersiniz?
- “Umudun Gölgesinde” benim için sadece yazılmış bir metin değil; suskunluklarımın, kırgınlıklarımın, dualarımın ve vazgeçmeyişlerimin bir yansıması. Dosya hâlindeyken daha çok bana aitti; ama kitap olarak elime geçtiğinde artık benden çıkıp başkalarının kalbine doğru yola çıkan bir yolcu gibi hissettirdi.
Soru: Yazma dürtüsü; yazmak sizin için bir dışavurum mu, yoksa kendinizi bulduğunuz bir sığınak mı? Bu yolculuk ne zaman ve hangi duyguyla başladı?
- Konuşarak anlatamadığım ne varsa kalemimle anlatmaya başladım. İlk başta sadece içimi hafifletmek içindi; ama zamanla fark ettim ki yazdıkça kendime daha çok yaklaşıyorum. Sanırım en çok da bir boşluk hissiyle başladı bu süreç. İnsan bazen anlaşılmadığını düşünür ya… İşte o anlarda yazı, beni en iyi anlayan dost oldu. O yüzden benim için yazmak hem içimdeki sesi duyurmak hem de o sesi gerçekten duyduğum tek yerdir.
2. Kitabın Dünyası: “Umudun Gölgesinde”
Soru: İsim hikâyesi; kitabın ismi çok katmanlı. Neden “Umudun Işığı” değil de “Gölgesi”? Gölge burada bir koruyucu mu, yoksa umudun peşini bırakmayan bir gerçeklik mi?
- “Umudun Gölgesinde” ismini seçmem tesadüf değildi. Çünkü bana göre umut her zaman parlak bir ışık gibi görünmez. Bazen insanın en karanlık anlarında bile fark etmeden yanında duran, sessiz ama vazgeçmeyen bir varlıktır. “Işık” deseydim belki daha net, daha parlak bir anlam taşırdı; ama hayat o kadar keskin değil. Umut çoğu zaman göz kamaştırmaz; aksine gölgede kalır. Görünmez ama hissedilir. İşte bu yüzden “gölge” kelimesi bana daha gerçek geldi. Bu gölge aslında hem bir koruyucu… İnsan en çok karanlıkta sığınacak bir şey arar. Ama aynı zamanda umudun peşimizi bırakmayan tarafını da anlatıyor. Ne kadar kaçsak da ne kadar yorulsak da o gölge hep bizimle. Bazen farkında olmasak bile…
Soru: Karakterler ve Kadın Gözü; kitabınızdaki kadın karakterlerin dünyasını kurarken kendi deneyimlerinizden mi beslendiniz, yoksa tamamen gözlemci bir yerden mi yaklaştınız?
- Kadın karakterlerimi tek bir kaynaktan beslemedim ne tamamen kendi hikâyem ne de bütünüyle dışarıdan bir gözlem. Daha çok, hissettiklerimle gördüklerimin kesiştiği bir yerden doğdular. Elbette kendi duygularımın izleri var içlerinde; kırgınlıklar, suskunluklar, direnç ve yeniden ayağa kalkma çabası… Ama sadece bana ait değiller. Çevremde gördüğüm kadınların, anlatılan hikâyelerin, hatta bazen hiç tanımadığım insanların sessizce taşıdığı yüklerin de bir yansıması var onlarda.
Soru: Ana Tema; bu kitabı tek bir kelimeyle tanımlamanız gerekseydi bu ne olurdu ve neden?
- Bu kitap en çok da vazgeçmemeyi anlatıyor. Kırılmışken ayakta kalmayı, susmuşken içten içe konuşmaya devam etmeyi, karanlığın ortasında bile umudu tamamen yitirmemeyi… Her karakterde, her satırda bir şekilde kendini gösteren o sessiz ama güçlü karşı duruş var.
3. Yazarlık Kimliği ve Yöntem
Soru: Yazma Rutini; bir kadın yazar olarak günlük hayatın koşturmacası içinde o “kendine ait oda’yı nasıl kurdunuz? Yazarken beslendiğiniz özel ritüelleriniz var mı?
- Bu alanı kurmak kolay olmadı. Günün yorgunluğu, sorumluluklar, hayatın ağırlığı… Hepsi o kapıyı zorladı. Ama yazmak benim için bir ihtiyaç olduğu için, ne olursa olsun o kapıyı yeniden araladım. Belki hayattan kısa anlar çaldım ama o anlar benim en gerçek zamanlarım oldu. Bazen bir müzik açarım, bazen sadece sessizlikte kalırım. Loş bir ışık, bir kahve ya da çay eşlik eder çoğu zaman. Ama en önemlisi şu: Yazarken kendimi zorlamam. Duygu gelmeden kelimeyi çağırmam. Çünkü benim için yazı zorla kurulan bir şey değil; hissedildiğinde kendiliğinden akan bir yol.
Soru: İlk Kitap Zorluğu; ilk kitabını yayınlamak isteyen pek çok genç yazar adayı var. Bu süreçte karşılaştığınız en büyük engel neydi ve bunu nasıl aştınız?
- En büyük engel dışarıdan çok içerideydi: Kendime duyduğum şüphe. “Yeterince iyi mi?”, “Anlaşılacak mı?”, “Değer mi?” gibi sorular yazmaktan daha çok yoruyordu. Çünkü insan bazen kalemini değil, cesaretini taşımakta zorlanıyor. Elbette süreçte dış engeller de vardı: Yayınevi arayışı, geri dönüş beklemek, bazen görmezden gelinmek… Ama içimdeki sesi susturmadığım sürece o kapıların bir gün açılacağına inandım. Genç yazarlara şunu söyleyebilirim: En zor eşik başkalarının sizi kabul etmesi değil, sizin kendinize izin vermenizdir. Yazdığınıza sahip çıktığınız an, yol zaten yavaş yavaş açılıyor.
4. Edebi Etkilenmeler
Soru: İlham Kaynakları; “Benim kalemimi şu yazar/şair mayaladı” dediğiniz isimler var mı?
- Beni sadece yazarlar değil, hayatın kendisi mayaladı. Yaşanmışlıklar, suskunluklar, kayıplar, bekleyişler… Belki de en çok onlar kalemime yön verdi. O yüzden kalemim; okuduklarımın, hissettiklerimin ve içimde birikenlerin ortak sesi diyebilirim.
Soru: Okurla Buluşma; okur, kitabın son sayfasını kapattığında kalbinde ya da zihninde hangi duyguyla kalsın istersiniz?
- Okur son sayfayı kapattığında kalbinde tek bir duygu kalsın isterim: Yalnız olmadığını hissetmek. Çünkü bu kitap, en çok da insanın içinden kimseye anlatamadığı duygulara dokunuyor. Kırılmışlık, özlem, bekleyiş, kayıp… Ama tüm bunların içinde sönmeyen bir şey de var: Umut. Ben isterim ki okur, kendi hikâyesinden bir parça bulsun satırlarda ve şunu hissetsin: “Benim hissettiklerim de anlaşılabilir.” Eğer kitabı kapattığında içini hafif bir sızıyla karışık bir huzur kaplıyorsa ve en karanlık anlarda bile içinde küçük bir ışığın hâlâ var olduğunu fark ediyorsa, işte o zaman bu hikâye yerini bulmuş demektir.
5. Gelecek ve Kapanış
Soru: Yeni Projeler; gölge dindiğinde bizi neler bekliyor? İkinci bir kitap için zihninizde tohumlar atılmaya başladı mı?
- İkinci bir kitap fikri zihnimde yavaş yavaş yerini almaya başladı, evet. Ama bu henüz netleşmiş bir hikâye değil; daha çok duygusal kırıntılar, yarım kalmış cümleler ve içimde büyüyen sorular şeklinde. Kısacası gölge dindiğinde tamamen ışığa değil, belki ışığın içindeki yeni anlamlara doğru bir yolculuk başlar.
Soru: Son Söz; “Umudun Gölgesinde” yaşayan tüm okurlarınıza bir cümlelik bir mesaj göndermek isteseniz bu ne olurdu?
- En karanlık anlarınızda bile içinizde kalan en küçük umudu koruyun; çünkü bazen insanı hayatta tutan, o sessiz ışıktır. İlginiz, alâkanız ve fikirizi.com ailesine ayrıca teşekkür ederim. İyi ki varsınız.
Sevgi ve saygılarımla.

