Gölgelerin Beklentisi, Ruhun Yükselişi

Bazı insanlar vardır; seni izlerler ama desteklemek için değil, düşüşüne şahitlik etmek için… Attığın her adımda bir hata arar, her girişiminde bir eksik bulurlar. Çünkü onların umudu senin başarın değil, vazgeçişindir. İçten içe, “Olmayacak,” derler; “Yapamaz,” diye fısıldarlar. Belki bunu açıkça dile getirmezler ama bakışlarındaki soğuklukta, manidar susuşlarında, hatta o sahte gülüşlerinde bile bu beklentiyi hissedersin.

Oysa bilmezler ki; insan en çok, kendisinden şüphe duyulduğunda güçlenir. En çok, yalnız bırakıldığında özünü bulur. Her “yapamazsın” feryadı, insanın içinde daha gür bir “yapacağım” yankısı uyandırır. Ve sen, onların umduğu gibi devrilmek yerine, her defasında yere daha sağlam basarsın.

İşin asıl kırılma noktası da buradadır: Sen başardığında onlar sadece şaşırmakla kalmaz, sessiz bir yenilgiye mahkûm olurlar. Çünkü kendi yazdıkları senaryoda senin yerin hep aşağıdaydı; oysa sen o kurguyu paramparça edip yükselirsin. Başarın karşısında ne alkış tutabilir ne de gerçeği inkâr edebilirler. Sadece susarlar.

Asıl acı olan ise şudur: Başkasının kaybı üzerine hayal kuran biri, aslında en baştan kaybetmiştir; ancak bunun farkına varamazlar. Senin başarın, sadece onların beklentilerini değil, çarpık bakış açılarını da yerle bir eder.

Bu yüzden, kimsenin senin hakkında ne düşündüğüne takılıp kalma. Seni aşağıda görmek isteyenler her zaman olacaktır. Fakat senin görevin, onların kehanetlerini doğrulamak değil; kendi yolunu kararlılıkla tamamlamaktır.

Unutma; sen yürüdükçe asıl yorulanlar onlar olacak. Sen başardıkça derin bir sessizliğe gömülecekler. Ve sen yükseldikçe, aslında kimin ne kadar alçakta kaldığı çok daha net görülecek.

Duygu Drk

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir