Modern Yalnızlık Günlükleri
Bazı yalnızlıklar vardır, anlatılmaz.
Çünkü anlatmaya kalktığında küçülür, eksilir, yanlış anlaşılır.
Bu yüzden insan susar.
Ama susmak, yokluk değildir.
Bazen en yoğun anlatım biçimidir.
Modern çağda yalnızlık, eskisi gibi köşeye çekilip yaşanan bir şey değil.
Artık o, hayatın içine karışmış durumda.
Kalabalıkların arasında, bildirim seslerinin içinde, sürekli akan bir hayatın tam ortasında…
Sessizce.
Bu günlük, işte o sessizliğin kaydı.
Bir insanın kalabalıklar içinde nasıl kaybolduğunu,
konuşurken bile nasıl anlaşılmadığını,
ve en çok da kendine nasıl uzaklaştığını anlatır.
Burada büyük hikâyeler yok.
Kahramanlar da yok.
Sadece küçük anlar var.
Bir mesaj yazıp silmek…
Gecenin bir vakti sebepsiz yere uyanmak…
Kalabalık bir ortamda aniden içine kapanmak…
Ve kimse fark etmezken biraz daha yalnızlaşmak…
Modern yalnızlık, dramatik değildir.
Sessizdir.
Gösterişsizdir.
Ama derindir.
Ve belki de en tehlikeli yanı şudur:
Alışılır.
İnsan bir süre sonra o boşlukla yaşamayı öğrenir.
Hatta bazen onu korur.
Çünkü dolu olmak,
yeniden incinme ihtimali taşır.
Bu günlük, o alışılmış yalnızlığın içinden yazılıyor.
Her satır, fark edilmemiş bir duygunun izi.
Her paragraf, yarım kalmış bir konuşmanın devamı gibi.
Eğer sen de bazen hiçbir şey olmamışken içinin daraldığını hissediyorsan,
kalabalıkta bile kendini dışarıda gibi hissediyorsan,
ve anlatacak çok şeyin olup da anlatamadığın anlar yaşıyorsan…
Bu sadece bir yazı değil.
Bu, senin de hikâyen olabilir.

